Hacı Abdullah’ın bacısı varımış Eminece ile evlenmiş bir, Dedeyin Babası almış ya O Eminece Taygeldiymiş, (Tay geldinin anlamı ananın ardında gelen )Muzaffer emmimden duydum bunu. Hacı Abdullahın babası Cabbar Kağa vardı onun bacısıydı Eminece, Babam onun la evleniyor. Eminece ile babam evleniyor rahmatlı, bir de beker Abdullah’ın anası ile evlenmiş babam. Ondan önce de Kaya evlendi ya Farsakdan bir gelin vardı Hasibe, bunun Teyzesiyle evlenmiş babam. Ben onun adını bilmiyorum. O kadın lohusalık üzerine ölüyor.
Kaya analığımın bacısının kızıyla evleniyor bir oğlu oldu O da lohusalık üzerine öldü.
Senin Dedeyin anası Anşalık benim babamın öz bacısı.
Dedem buradaymış, Hacı Efendilere ya da Memet Akkalara mı ne geliyor Selamunaleyküm-alykumselam burada bir mal kesilmiş koyun mu davarmı, yenmiş içilmiş nereden getirdiniz bunu demişler, valla ne bilek Menemenci Duran getirdi demişler. Dedem diyor ki “- ben bunun kırsızlık olduğunu bilseydim yemezdim, ben bu köyde durmam, halamı amcamı babamı dedem burada bırakıyor dedemin gidişi o gidiş oluyor. Bir daha da buralara gelmiyor. Karaisalıdan çulhalık dokuması getiriyormuş, ama Dedem orda evlendi de onun için mi oraya gitti onu bilmiyorum.
(Eskiden Battal Buzkan ile Beker Abdullah Yıldızın evinin arasında bir eski dut ağacı vardı. O ağaç için şöyle diyor) Bizim Garı rahmatlık derdi ki “Bu dut Cumalinin dutu kızım bekergilin değil” derdi.
Şimdi Beker Abdullah Damdan gelmiş Ali Kağa getirmiş, Abdullah sahipsiz çocuk Ali Kağa kovmuş bunu, burada emimgilin yurdu, Babam rahmetlik demişki “ nereye gidiyorsun gel bizim gardaşın yurduna otur.” Demiş. Abdullah öyleliğinen oraya oturuyor. O şıkın kızı o dutun dibine çok kül döktü sıcak kül kurusun diye, ama Allah kurutmadı, O ağacı şimdi inek bağlıyorlar. (Not: O dut ağacı şu an yok yeri zibillik olmuş)
-Şimdi gelelim o dönemlere ait hikâyelere. Böyle anlatabileceğin hikâyeler var mı Hala?
Kaç kaç yılları Anam anlatmıştı, Evi bırakırlarmış, bir eşek ne götürecek, ona yüklerlermiş, dikiş makinesini komazmış anam, onu götürürmüş, Sağgeçidin ötüyüzünde Musulumenteşe çıkarlarmış. Gavur Kaleye (Tumlu Kalesi) atıyor bombayı Salı sollu, Babam diyor ki, “millet aç gelin kaleye gidek yağma edek” diyor. Geliyorlar Kaleye Babam diyor, şurda bir ekrit(Fransız-Ermeni askeri) yaralıymış, sarmışlar bi daha vurmuşlar ölmüş. (Not: Bu olayın olduğu zaman zannedersem Kuvva-i Milliye birliklerinin Tumlu Kalesi’nde kurdukları pusu sonucu çıkan savaşın sonunda Fransızların dağılıp kaçması ile geride kalanların toplanması olayıdır.) Oradan Babam yiyecek alıyor. Bu aldıkları yiyecekleri Mususlu Menteşe götürüyorlar. Arasıra köye geliyorlarmış, geliyorlar köy yanıyormuş, evler yanınca geri huğ yapıyorlar birer göz ev, çitten ev yapıyorlarmış birer göz üstünü huğ , içine oturuyorlarmış. (Burada “Ehtisas” kelimesi geçiyor, Çorlu Hasan’ın gelini Emine Özdemir Ehtisas daha evveli diye düzeltme yapıyor.)
Benim Anam kökü Haymanadanımış, Lek Kürd’ü denirmiş.
Babam anlatıyor, Hakkıbeyliye eskiden Gulluk denirmiş, Fransız askeri Gullu’ğu göstermesini istiyor, ben diyor bunlara Gulluğu göstreceğim diyr ileri vardım, bir atım, tayım var ki zehir gibi, atı zıncarlağa gömdüm kendimde gömüldüm, beni didik didik aradılar buldular, “sana bir şey etmeyeceğiz Gulluğu göster” diyorlarmış. Gulluğu gösterdim geri geldim diyor. O zaman Fransızlar sevkiyat yapıyorlarmış, ya dayıyor ağzına silahı göster diyor. Köye geliyor “söyle” diyor. Ne söyleyeceksin? Söylemezsen zaten öldürüyorlar.
Çorlu Hasan’ın gelini Emine Özdemir burada sözü alıyor ve aşağıdaki olayı anlatıyor.
Ağ çadır kurduk derdi bizim garı, (Çorlu Hasan’ın Hanımı) çapıtımız yok kefenlerimizi çadır yaptık, buradan Gâvurlar çekilmiş, bu damın önünden çengeçir gurmuşlar. Gavur “ben Müslüm, sen müslüm dermiş. Hacı İsmail köylüye öğretmiş “onlar sorunca, siz de Müslüm” deyin demiş. Biz Müslüm deyince Bizde Müslüm diyelim demiş. Bu Gâvurlar çekilmiş, çekilmiş, en sonunda köyün ötüğüzüne bunların bir Bılızı gelmiş. Şimdi ki sizin bağın oraya Muhteber, Gavurlar gitmiş o uyumuş mu galmış yeni mi gelmiş neyse, Salıl Ali Rahmatlık, mavzeri çekiyor buna taaak sıkıyor. Bağarsılığı dışarı çıyor, bılız bağarsılığı alır alır içeri sokar, AGO,AGO der ötekilere çığırırmış, O vakit … ufacık bir garıydı O nunda herifiynen oğlunu yakıyorlar.Şimdiki Hasancağılın evinin arkasında mezeri varıdı. (Onbaşının hanımının herifi ilk evlenmişler), Medik Garı, halang bilir. Neyse “tahrayı verin kele şunu öldürüyüm benim oğlumu herifimi hep öldürdüler, yakdılar ölüsünü de” diyor. Garı tahrayı çekiyor o bılızı öldürüyor. Gavurlar geri gelir diye bılızın ölüsünü yarın oruya körlüyorlar. Köyülü gavur geri gelir diye gorkuyo, köy olup da 8 -10 dene ev var o vakıt. Kocadurmuşlar,Ali Kâ’lar,Hacı Apdulal,hacı Efendiler, Adullar,Çorlu Hasanıgda şurda bir evi varmış. Neyse Gavur gelmemiş, ama sürekli çekilmişler, bu 15 gün sürmüş. Suya giderik, su Ösüz Hasanıg evinin yanında (köyün deresinin yanında kör kuyu denilen bir yer vardı. Oradan su çıkardı. ) Erkek orda durur biz suyu doldurur kaçarık derdi. ( Emine teyze burada Kaynanasından duyduklarını anlattı)
Koca Hoca anlatmışdı dinle;
Beş oğlum var beş taburda
Silaha dolu guburda
Sabırlı ol oğlum sabırlı
Çok keramet var sabırda.
Halebe gönlüm Halebe
Gönlüm vermiyor dolaba
Ben iki şitil yitirdim
Biri asker biri talebe
Duran Ali Mustafa’ya küstü ya O soyadını niye aldınız diye. Babam kaç kez soyadı değiştirdi.
Babam anamın üstüne bir sürü avrad almış, anam derdikine “yavrum geldim sakallı koca, gidiyorum sakallı koca, öğsüzüm diye verdiler.
Dede Efendi , Eşeliye beterin beteri vardır diyor. Eşelice de cevap veriyor, bundan büyük betermi olur? Diyor çeyizi yetik bir kızı ölüyor. Perdenin bir çenini bir eline alıyor, bir çenini bir eline alıyor;
Gadangı alırım Dede Efendi sening babang beğmilendi
Betering beteri diyordıng yengice galbim inandı.
Gediğin aşırı salmazdım, bir kedercik gelir deyin,
Hiç aklıma da gelmezdi Eşeğızıng ölmez deyin
Gadang alıyım Apdil Kâ düğür gelding vermedim mi
Eşe gızım ölürkene cıngıl cıngıl eyledimmi
Eşemede sandık aldım, kilidini eline verdim
Eşe gızım büyüyeli ………………………………
Kızımında adı Eşe, duluğunda altın köşe,
Mahmut Emmig yakar meşe, yandım gızım onun gibi,
(Mamut Kara Dedenin babası Dede Akan)
Arzun da ölsün, Durdumda ölsün
Eşe gızım benim olsun
Nürü Memmede diyemem o da babasına kalsın.
Devamını unuttum.
Bu konuşma uzadı ama yayınlanabilecek olanları buraya yazdım.
Nizamettin Aktaş
10 Kasım 2007 |